|
|||
|
AVUKATINIZ Murat Esen 12.12.2001 TOPRAKBANK Bilindiği üzere İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda gerekli koşulları taşıyan bankaların da işlem görmesi ve hisse senetlerinin borsada alınıp satılması mümkündür.Bu koşullar içerisinde İMKB’nda işlem gören bankaların hisse senetleri de kamuya açıklanmış rutin ve özel bilgileri dikkate alınıp değerlendirilerek yatırımcıların yatırım kararlarına konu olabilmekte ve bu bankaların hisse senetleri satın alınarak bankaya hissedar olunmaktadır. Burada dikkati çeken husus yatırımcıların banka hissesi satın alma kararlarını verirken açıklanmış ve/veya açıklanması zorunlu bilgilerini dikkate almalarıdır.Yatırımcılar bu konuda hisse senedi satın alma veya satma kararlarını verirken doğal olarak bankalarca açıklanan bilgileri dikkate alırken sonradan ne oluyorsa bankanın açıklanmış bilgilerinin gerçeği yansıtmadığına,kaynak aktarımı olduğuna vb. nedenlere dayanarak banka hisselerinin tamamına borsadan alınmış olup olmadığına bakılmaksızın el konulmaktadır.Borsadan alınıp alınmama kriterinin yanında bankanın yönetimi ve hakim ortakları ile borsa yatırımcısı arasında da fark gözetilmemektedir.El koyma kararı Anayasa ile teminat altına alınmış mülkiyet hakkına açıkça aykırı olup bir bedel ödenmeden yapılması da müsadere yasağına aykırılık teşkil etmektedir.Adeta kamulaştırılan hisse senetleri için bir bedel ödenmemesi ise hukuka ve yasalara aykırıdır. Bütün bunların yanı sıra en önemli husus bankaya el konulurken mali sisteme güvenin sağlanması,tasarruf sahiplerinin haklarının korunması vb.gibi gerekçelere dayanılarak öncelikli koruma bu bankada hesabı bulunan tasarruf sahiplerine verilmekte buna karşılık ise borsa kanalıyla tasarruf eden yatırımcıların tasarruflarına haksız biçimde el konulmaktadır.Bu durum da yine Anayasa ile teminat altına alınmış eşitlik ilkesinin açık bir ihlalinden ibarettir. Bankaya el koyan kurum ile borsayı yöneten ve denetleyen kurumlar arasındaki bilgi alışverişinde yaşanan koordinasyonsuzluğun bedelini borsa yatırımcısı ödemektedir.Zira alınan kararlarda hakim ortaklara bankanın durumunun iyileştirilmesi yönünde talimatlar verildiği vurgulanmaktadır.Eğer bu talimat gerçekse neden borsa yatırımcısından gizlenmiştir? Aksine doğru ise bu şirketin borsada bu kadar süre daha işlem görmesine izin verilmiştir? Sonuç olarak ortada hukuksal anlamda hukukun bütünlüğü ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen,hiçe sayan uygulamalar söz konusudur.Bunun en son örneği ise Toprakbank A.Ş.’ne BDDK tarafından alınmış 30.11.2001 tarih ve 538 sayılı Kararla el konulması ve hisse senetlerinin mülkiyetinin TMSF’na devredilmesidir.Bu karar üzerine de bankanın İMKB’deki işlem sırası 03.12.2001 tarihi itibariyle kapatılmış ve borsa mağdurlarına yenileri eklenmiştir. Daha önceki benzer el koymalarda haklarına pek sahip çıkmayan yatırımcılarımızın mevcut örnekleri de dikkate alarak bu kez yasal süreleri geçirmeden öncelikle haksız el koyma kararının iptali ve idare tarafından uğratıldıkları zararın tazmini için yasal haklarını kullanmalarında yarar vardır.İdare yanında şirket yönetimi ve banka kaynaklarını kullandıkları BDDK kararında yer alan bankaya ait sermaye grubu şirket ve/veya şirketlerinin sorumluluğu da ayrıca göz ardı edilmemelidir. Bir yandan İMKB tarafından olumlu bir kararla işlem sırası kapalı hisse senetlerine yönelik yürütülen çalışmanın son günleri yaşanırken Toprakbank A.Ş. ve bu bankayla aynı sermaye grubu içerisinde yer alan Toprak Factoring ve Toprak Finansal Kiralama’nın da işlem sıralarının kapatılması bankaya el konulmasının boyutunu daha da büyütmüştür.Zira işlem sırasının kapanmasını gerektiren bir özel durumun varlığı halinde bu durumdaki şirket dışındaki diğer ilgili şirketlerin de işlem sıralarının kapanması söz konusu olmaktadır.Bu durum ise el konulan banka dışındaki şirketin hisse senetlerini borsadan satın alan yatırımcılara da yasal yollara başvurma hakkı tanımaktadır. Borsa yatırımcısının ikinci plana itildiği,sorunlarının doğmaması ve doğduktan sonra da kısa sürede çözülmesi için gerekli önlemlerin alınmadığı bir ortamda yatırımcılarımızın bireysel olarak yasal haklarını arayarak sermaye piyasamıza gerekli güvenin ve şeffaflığın getirilmesine katkıda bulunmalarının zamanı gelmiş ve geçmektedir. Saygılarımla, Av.Murat ESEN |